Pusulanın İcadı

Pusula bir yön bulma cihazıdır ve navigasyondaki en önemli araçlardan biridir. Temel prensibi, bir iğnenin dünyanın manyetik alanına yönelmesi kuralına göre çalışır. Eski zamanlarda denizcilerin denizde bir pusula yapıp kullanmaları birkaç yüzyıl zaman aldı. Deneme yanılma yöntemleri ile pusula gittikçe gelişti. Pusulanın prensibi ilk olarak, deniz yolculukları sırasında iğnenin eğiminin değiştiğini fark eden Kristof Kolomb tarafından geliştirildi. Bu bilgiyi daha doğru bir manyetizma teorisi geliştirmek için kullandı ve diamagnetleri ve mıknatısları keşfetti. Manyetik kutuplar, dünya yüzeyinde, yatay düzlemine dik olarak bulunur.
Pin
Pusula, ana noktaların yönünü belirlemek için kullanılabilirdi.  Dünyanın neresinde olursanız olun pusula ibresi daima kuzeyi gösterir. Böylece doğu batı ve güney çok kolay bir şekilde tespit edilebilir. Pusulanın kökenleri eski Çin’e kadar uzanmaktadır. Pusula 3. yüzyılda Çinli filozof Hen Fei-tzu tarafından geliştirilmiştir. Pusula manyetitten yapılmıştı ve bir tahta veya bakır levha üzerine monte edilmişti. Bir daire içinde dönecek şekilde yapılmış ve zodyak sembolleri ile işaretlenmiştir. Pusulanın tarihi oldukça büyüleyicidir.

Pusulanın İcadı

Çinliler ilk olarak MÖ 1000 civarında pusulaları icat etmeye başladılar ancak Avrupalılar onları yaklaşık bin yıl sonra kullanmaya başladılar. Zaman içinde Çinliler, pusulaları onları çiftçilik, madencilik ve Feng Shui mimarisi için kullanmaya başladı. Sonra Portekizliler, İspanyollar ve Almanlar da pusulayı kullanmayı öğrendiler. Tarihi verilere bakıldığında ilk pusula Çinliler tarafından icat edildi. Pusulanın icadı basit bir icat olarak görülebilse de, eski zamanlarda kıtaların ve denizlerin keşfedilmesini sağlayan en önemli buluştur. Pusula olmadan denizciler uzak mesafelere gidemezdi.
Pin
İcatla beraber denizciler okyanuslara açılma cesaretini de buldular ve yeni kıtaların keşfine başladılar. Pusulanın icadı ile yerleşik yerliler, sömürgeci ülkeler tarafından köle olarak kullanıldılar. Yaşadıkları coğrafyalardaki madenlere el konuldu. Sömürgecilik küresel çapta yaygınlaştı. Avrupalılar, ilk olarak başka ülkeleri sömürme fırsatı buldular. Avrupa’da büyük iç savaşlar ve açlık ve hatta ölümcül hastalıklar hüküm sürerken; denizlere açılma maceraları bu ülkeler için büyük bir gelir kaynağı oldu. Pusulanın icadını takip eden süreçlerde rönesans ve reform hareketleri ile kiliselerin halkı sömürmesi engellendi.
Pin
Martin Luther bir papaz olmasına rağmen İncil’i Latinceden Almancaya çevirerek halkın da İncili okuyup anlamasını sağladı. Onun kitapları kilise telkinleri ile yakıldı ve Martin Luther aforoz edildi. Martin Luther’in bu girişiminin asıl amacı; halkın İncil’de yazılı olanları, papazlardan değil incili okuyarak bizzat öğrenmeleri idi. Böylece incili anlayan tek zümre din adamları zümresi olmaktan çıkacaktı. Avrupa halkı; kilise baskısından ve yanlış yönlendirmelerinden bilinçlenerek yavaş yavaş kurtulmaya başladı. Bilimde büyük ilerlemeler kaydedildi. Söz gelimi dünya yuvarlaktır diyen o zamanın bilim öncüleri, kilise baskısı yüzünden bu tezlerini savunamıyorlardı. Kilisenin öğretilerinin dışında hareket edenler, ya öldürülüyordu ya da aforoz ediliyordu. Ancak kilise baskısı azalınca bilim hızlı bir şekilde tüm Avrupa’da gelişti.

Leave a Comment

error: Content is protected !!
1