Bize ile Bağlan

Ekonomi

Banka Faiz Oranları Neye Göre Belirlenir?

Yayınlanan

üzerinde

Content Protection by DMCA.com

İç piyasalarda ekonominin dengesini etkileyen banka faiz oranları neye göre belirlenir sorusunun cevabını arayan milyonlarca insanın faiz oranlarının belirlenmesi konusunda net bilgiye ulaşmasını sağlamak için bu içeriyi kaleme aldık. Bankalar bilindiği gibi para kaynakları olarak talep eden ve teminat gösteren her kesime para verirler ve bunun karşılığında faiz alırlar kredi faizleri düşük olduğunda talep artışı gerçekleşir.

  • Banka faiz oranları neye göre belirlenir
  • Banka faizleri neye göre belirlenir
  • Kredi faiz oranları neye göre belirlenir

Böylece iç piyasalarda daha fazla para trafiği gerçekleşir ve yatırım imkanları üreticiler için artar. Bankaların faiz oranları neye göre belirlenir? Bankaların faiz belirlenirken enflasyon oranına Reel faiz eklenmesi yöntemi uygulanmaktadır. Örneğin faiz oranı mevduat faiz oranı %10 olan bir süreçte 100.000 liranızı bankaya yatırdığınızda belirlenen süre sonunda 110.000 lira almanız gerekir ancak enflasyon yüzde 5 ise bu durumda reel faiz yüzde 5 olacaktır. İşte bu farkı meydana getiren en önemli faktör risk primidir. Varlıklarınızı yatırmış olduğunuz bankanın içinde bulunduğu ülkenin ekonomik durumunun risk primi yani yatırdığınız parayı geri alıp alamama ihtimali önemli bir etkendir; her ülkede reel faiz oranlarının farklı olması risk priminin farklı olmasına bağlıdır.

Banka Faizleri Neye Göre Belirlenir

Bankaların faiz oranı belirlenmesinde enflasyon son derece etkilidir enflasyonun yükselişi ile satın alma gücü düşer, hizmet ve ürün fiyatları yükselir. Halkın alım gücü zayıflar ve enflasyon yükseldikçe de bu durum daha da vahim bir tabloya neden olur. Banka faizleri neye göre belirlenir? Enflasyon talep enflasyonu olarak değerlendirildiğinde; arz sabit iken talebin artışı söz konusu olmaktadır. Konut ve araç kredileri için bankaların sunduğu para arzı sabit iken talep artmaktadır. Bu da faiz oranlarını yükselten faktörlerden biridir. Maliyet enflasyonu da şöyle açıklanabilir. Her işletme, kredi ihtiyacı içindedir ve işletmenin çarklarının dönmesi için sıcak paraya ihtiyaç vardır. Bankalar faizleri düşürdüğünde, insanlar daha çok kredi çekmeye yönelecekler; daha fazla ürün hammadde alacaklar ve daha fazla üretim yapacaklardır.

Kredi Faiz Oranları Neye Göre Belirlenir?

Bankalar kazanç sağlamak için, müşterilerin getirdikleri paraya bir miktar faiz verirler ve kredi çekmek isteyenlere bu kaynakları daha yüksek faizle aktarırlar. İç piyasaları etkileyen ve Banka kredi faiz oranları neye göre belirlenir sorusuna cevap olacak bir diğer faktör merkez bankasının müdahaleleridir. Bankalar, merkez bankasından para çekerler ve belli bir faiz öderler. Merkez bankası bu faizleri düşürdüğünde, bankalar da müşterilerine kredi faizlerini düşürür. Bu da krediye talebi arttırır. Merkez bankası da faiz kararlarını para politikası kurulu ile belirler. Onlar da gelecek döneme odaklanıp enflasyon göstergelerine göre karar verirler. Ekonomide her şey birbiri ile ilişkilidir. Özetle Merkez bankasının bankalara verdiği paranın faiz oranları, enflasyon, risk primi, reel faiz oranları dikkate alınarak, bankaların faiz oranları belirlenir.

Content Protection by DMCA.com
Bunu değerlendir post
Yorum İçin Tıklayın

Bir Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Ekonomi

Mikroekonomi Nedir?

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Content Protection by DMCA.com

Mikroekonomide arz, talep ve piyasa kavramları üzerinde durulur. Medya ekonomisi olarak ele alındığında genelde telekomünikasyon veya bugün internetin alt yapısına bakıldığı zaman veya tüm ulusal radyo, televizyonlarla ilgili bir düzenleme veya ekonomik karar alındığı zaman makroekonomi içerisine giriyor. Firmanın veya bireyin birtakım davranışlarını inceler. Aynı zamanda kaynakların rasyonel kullanımı üzerinde de durur. Onun dışında bir sektör içerisinde alıcılar ve satıcılar ile ilgili bir konu olduğu zaman mikro açısından ele alınıyor. Genel olarak mikroekonomiye bakıldığında medya, alıcılar ve satıcılar yani mikroekonomi üzerinde yoğunlaştığı görülüyor.


Mikroekonominin İlgi Alanları

*Mal veya hizmet üretmenin değişken maliyetlerini anlamak.

*İstihdam modellerinin arasındaki bağlantıyı anlamak ve fiyatlardaki değişiklikler.

*Arz ve talep çalışmalarının sonuçları ve bu eğrilerin incelenmesi.

Aynı ekonomi gibi mikroekonomi de sosyal bilim alanı olarak kabul edilir. Bu sebeple mikroekonomik teorileri ve eğilimleri inceleyen ekonomiciler, ekonomik ilkeler ve teorik ekonomik modeller yaratmayı amaçlar. Bu modeller belirli şartlar altında belli olaya göre nasıl ekonomik davranış gösterebileceğini açıklamaya çalışır.

Mikroekonominin Gelişimi

Mikroekonomi teoriler piyasada tam rekabet olduğu tahminine dayanır. Bu bazen piyasadaki davranışları doğru bir şekilde tahmin edilmeye yarayan faydalı teoriler edinilmesini sağlarken bazen de tahminlerle ilgili problemler çıkabilir.

Bu modellere karşı ana argüman, reelde tam rekabet piyasası olmadığı, piyasaların “fevkalade” olmadığı ve piyasada her daim yararlı hareketler görülmemesidir. Bu argümanı gösteren birçok örnek vardır.

Mikroekonomi alan olarak kendini geliştirmeye devam ediyor. Bununla beraber piyasaları nasıl etkilediğimize ve nasıl davrandığımıza dair anlayış da gelişiyor.

Mikroekonomi Hangi Konuları Kapsar?

*Esneklik

*Arz, Talep ve Piyasa Dengesi

* Rekabetin Çeşitleri

*Üretici ve Tüketici Rantı

*Nash Dengesi ve Oyun Teorisi

*Ekonomik Kâr ve Üretim Kararları

*Karşılaştırmalı Üstünlük, Üretim Olanakları ve Fırsat Maliyeti.

Mikroekonominin Kullanım Alanları

Mikroekonomi normatif veya pozitif anlayışla uygulanabilir. Pozitif mikroekonomi, ekonomik davranışı açıklar ve belirli şartlar değişirse neler gerçekleşebileceğini açıklar. Örneğin, üretici arabaların fiyatlarını arttırırsa, pozitif mikroekonomi tüketicilerin öncekinden daha az satın alma davranışında olacağını gösterir. Bu açıdan bakıldığı zaman pozitif mikroekonomi, yatırımcının yatırım yapacağı zaman firmaların hisselerinin hangi durumlarda düşüp hangi durumlarda yükseleceğini anlamasını sağlar.

Mikroekonominin Methodları

Mikroekonomik projeler, Léon Walras’ın 1874 senesinde yazdığı ‘Elements of Pure Economics’ kitabında anlatmış olduğu denge teorisine ve Alfred Marshall’ın 1890 senesinde yazdığı ‘Principles of Economics’ kitabında okuyanlara sunulan kısmi denge teorisi baz alınarak yapılıyor. Marshall ve Walras’ın teknikleri, neoklasik ekonomi teknikleri olarak görülüyor. Bu sebeple mikroekonominin nasıl ve ne için uygulandığını anlamak gerektiğinde neoklasik ekonomiye bakmak gerekiyor.

Kısaca mikroekonomiyi özetleyecek olursak, mikroekonomi, ekonomiyi firmalar, tüketiciler, endüstriyel düzeyde inceleyen disiplindir. Yunancada mikros kelimesinden türetilen mikro iktisatta, iktisadi mesele ile etkinlik üzerinde durulur; nasıl üretilecek, kimler için üretilecek, ne üretilecek, üretimde-dağılımda-bölüşümde etkinlik var mı gibi soruları incelemeye çalışılır.

Content Protection by DMCA.com
Bunu değerlendir post
Okumaya Devam

Ekonomi

SPK Sınavı Nedir?

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Content Protection by DMCA.com

SPK sınavı her yıl içinde veya yıl içinde birkaç kez düzenli olarak yapılan bir lisanslama sınavıdır. Sermaye piyasaları alanında çalışıp faaliyet göstermek isteyen kişiler mesleki yeterliliklerini, bilgi, beceri ve tecrübelerini bu sınav aracılığıyla belgelendirip üst düzey yönetici veya uzmanlık unvanlarında görevlerini icra edebilirler.

SPK Sınavına Kimler Girebilir?

SPK sınavına birçok alandan kişiler girebilir ancak sınava girebilecek kişilerde bir takım kriterler aranmaktadır. Bunlar;

  • Üniversite mezunu kişiler
  • Bankalarda veya aracı kurumlarda çalışıp faaliyet göstermek isteyen kişiler

SPK sınavına girerek kendilerini banka ve aracı kurumlarda üst düzey yönetici veya uzman konumuna getirebilirler.

SPK Sınavına Nasıl Hazırlanılır?

Öncelikle bu tip sınavlar çok fazla emek isteyen sınavlar olmasından mütevellit kişilerin hem üniversite hayatında almış olduğu derslerdeki bilgi birikim ve tecrübelerinin yanı sıra, sınav süresinde değişiklik gösteren mevzuatlara da tam anlamıyla hakim olmaları gerekmektedir ve bu sebepten ötürü sürekli güncel mevzuat değişiklerini takip ederek sınav sürecine her daim hazır olmalıdırlar.

Sistemli ve kapsamlı bir şekilde sınava çalışıp hazırlanan adayların bu lisanları alamaması için hemen hemen hiçbir sebep yoktur. Günde 8-12 saat emek verip çalışan adaylar için her şey daha rahat olacaktır.

SPK düzey 1 sınavı lisanslama sınavları arasında diğer sınavlara nazaran daha kolay olmakla beraber sistemli çalışma sonucunda ilk girişte kazanılabilecek bir sınav türüdür. Sınava girecek adaylar belirli program dahilinde her gün derslerine odaklanmalı ve belirli bir sistem içerisinde programlarını bozmadan çalışmalıdırlar ayrıca bunun yanı sıra www.mevzuat.gov.tr adresinden güncel mevzuat değişiklerini takip etmelidirler.

SPK sınavına hazırlanırken önceki dönemlerde çıkmış sorular iyi analiz edilmeli ve saptanmalıdır ve bu soru tipleri analiz edilerek tekrar tekrar çözülerek başarıya ulaşmak daha kolay olacaktır.

SPK Sınavı için KPSS Şartı Nedir?

Sermaye piyasası uzman yardımcıları için Kamu Personel Seçme Sınavında KPSS1, KPSS2, KPSS3 veya KPSS28 puanı türünde en az 75(Yetmiş beş) ve üzerinde puan almak şartı aranmaktadır. Sınava katılacak adayların bu şartı mutlaka yerine getirmiş olmaları zorunludur.

SPK Sınavında Puanlama Nasıl Yapılır?

Sınavlarda başarılı sayılmak için başvurulan sınav konularının her birinden 100 üzerinden baraj olarak minimum 50 ve üzeri puan alınması ilgili lisans sınavına ait tüm sınav alanlarından elde edilen notların ortalama baraj olarak en az 60 olması gerekmektedir.

Aritmetik ortalama bu sınavlarda çok büyük önem arz etmektedir ve bu sebepten ötürü adayların rakiplerine nazaran daha çok soruyu doğru cevaplayıp aritmetik ortalamanın üzerine çıkması gerekmektedir. Ayrıca SPK sınavında yanlışların doğruyu götürmediğini bilinir.

SPK Belgesini Kimler Alabilir?

SPK lisans belgelerini üniversitelerin 4 yıllık bölümlerinden mezun olmuş herkes alabilir. Bu konuda herhangi bir fakültelerin bölüm ayrımcılığı yapılmamaktadır. Çok önemli bir ayrıntı olan SPK Düzey 1 sınavına girebilmek için ise üniversite mezunu olmaya gerek duyulmamaktadır yani lise mezunları bu lisanslama sınavına girebilmektedir.

Content Protection by DMCA.com
Bunu değerlendir post
Okumaya Devam

Ekonomi

Dolar Neden Yükselir?

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Content Protection by DMCA.com

Merak edilen konulardan biri de dolar neden yükselir konusudur. Doların yükselmesi hangi para birimine göre gerçekleşiyorsa, o para birimi değer kaybettiği için yükseliyordur. Dünya genelinde doların yükselmesi diye bir kavram yoktur. Global ölçekte bakıldığında dolar avroya karşı ya da sterline karşı değer kaybederken Türk lirasına karşı değer kazanıyorsa; bu durumun önemli ekonomik siyasi nedenleri vardır. Bu içerikte dolar neden yükselir ve dolar neden düşer konularına değinelim.

Dolar Dünyada Yükselmiyor

Son 10 yılda dolar avroya karşı değer kaybetti. Dolar Pound birimine karşı da değer kaybediyor. Ülkelerdeki iç ve dış etkenler dolara karşı direnci belirliyor. Bir ülkede ithalat açığı ve ihracat açığı da dolara karşı önemli bir parametredir. İthalat dışarıdan mal almak, ihracat ise dışarıya mal satmaktır. İthalat daima ihracattan fazla ise o ülke zarar eder. İhracat yükseldikçe dolar karşısında para değeri artar. İhracatı arttırmak için üretim yapmak gerekir. İthalat, ihracattan daha büyükse cari açık artar. Örnek vermek gerekirse, ülkemizde 2017 yılında 234 milyar dolar ithalat yapılmış ve 157 milyar dolar da ihracat yapılmıştır. İthalat bir başına geçmiş yıllara göre artmış olsa da her yıl ithalat ve ihracat dengesine bakmak; olayları daha sağlıklı görmek açısından önemlidir. O halde doların yükselmemesi için temel kriter; ihracatın ithalattan büyük olmasıdır. Dolar neden yükselir sorusunun cevaplarından biri de ithalatın çok olması ihracatın az olmasıdır. Bir ülkenin dış ticaret hacmi demek, o yıl için ithalat ve ihracat hacimlerinin toplamı demektir. Bu rakamlara göre 2017 yılında ticaret hacmimiz 391 milyar dolar oluyor.

Bizde Dolar Neden Yükselir?

Dolar Neden Yükselir sorusunun cevabını anlamak için FED kavramını da bilmek gerekiyor. ABD merkez bankası FED tüm dünyaya son birkaç yıldır düşük faizli dolar pompalıyor. 2017 yılındaki olan biteni mercek altına alalım. Yabancı yatırımcılar ABD’den düşük faizli dolar alarak; bu paraları Türkiye’ye getiriyor ve iş sahaları açıyor. Yurt dışından dolar gelmesi ve istihdam yaratması; maaşların lira olarak ödenmesi nedeni ile piyasadaki lira potansiyelini düşürüyor ve Türk Lirası değer kazanmaya başlıyor. Dolar verip lira alan bu yatırımcılar piyasadan lirayı vakumluyorlar. Dolar bolluğu yaşanmaya başlıyor. Yabancı yatırımcı döviz getirdiği için doların düşmesine katkı sağlıyor. Ancak ABD politik kararlarla bu politikayı değiştirip artık ben düşük faizli dolar vermeyeceğim demesi ile beraber yatırımcıların önü kesiliyor. FED faiz arttırmaya karar verdiğinde yatırımcılar ABD’den dolar çekmiyorlar. Yabancı yatırımlar azalıyor. Ülkemizdeki yatırımlarını geri çekmeye başlıyorlar. İşsizlik artıyor, piyasadaki dolarlar çekiliyor ve yükseliş başlıyor. Ülkemize dolar girdisi azalıyor. Bu durumda insanlar dolar stoklamaya başlıyorlar ve yükseliş böylece hız kazanıyor. Bu da dolar neden yükselir sorusunun cevaplarından biri oluyor.

Content Protection by DMCA.com
Bunu değerlendir post
Okumaya Devam

Yeni Trendler